Gergin bir gün... gerçekten şu memlekette memur olup kurtarmak lazım paçayı... el emek gül bebek 150 ye yakın yaptığım site tasarımlarıma rağmen emeğin karşılığını almak için binbir tantana binbir olay çıkartmak gerekiyor. lafta trilyonları havalarda uçuranlar iş ödemelere gelince para yok diyaloglarına giriyorlar.. maalesef bizim firma da aynı bu şekilde... Geciken ödemeler yüzünden biraz sıkıntılar yaşıyoruz nolcak bu işler bilemedim... sözleşmede yapsan senet de yapsan aynı teraneler... neyseki akşam eski bir radyocu arkadaşım süpriz yapıp ziyaretime geldi bir iki saat gülmekten gözlerimden yaşlar eskitti alem adam.. hele biraderle bilgisayar başına geçip tarla oyunu için birbirlerine tiyo vermeler ve bir hekır edasıyla hile yapmaya çalışmaları görülmeye değerdi doğrusu... inşallah bu zamana kadar bulaşmadım bundan sonra da bulaşmam...
OSMANLI'DA YETİŞTİRİLEN GÜNAH SAYILDIĞI İÇİN AĞAÇLARI YAKILAN AVOKADO MEYVESİNİN HİKÂYESİ
Avokadonun anavatanı Meksika'dır ve tarihi MÖ. 10 bin yıllarına kadar dayanır. Timsah armudu da denen bu meyve oval şekildedir ve armuta benzer. Oldukça da besleyici bir meyvedir. Tropikal iklimde yetişen avokado bugün Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde de yetiştirilir. Peki ya çok önceden de yetişiyordu desek? Evet, yaklaşık 300 yıl önce Osmanlı'da da avokado yetiştiriliyordu. Osmanlı döneminde yaşayan 1688 doğumlu Molla Kamil Efendi, din alimi olmasına rağmen pozitif ilimlerle de ilgilenen bir beyefendi. Hatta ailesinin buna itiraz etmesine rağmen eğitim almak için Roma ve Paris'e kadar gitmiş biridir kendisi. Molla Kamil Efendi, buralarda özellikle nebatiye ve ziraat ilimlerinde eğitim almış ve İstanbul'a geri dönmüş. Ağabeyinin aracılığıyla da sarayda bostancıbaşının yanında çalışmaya başlamış. Çalışkan ve azimli Kamil Efendi'nin dikkatleri üstüne çekmesi 1720 yılında yaşanan bir olaya dayanıyor. Bu tarihte İstanbul'daki lale bahçelerinde nedeni anlaşılamaya...
Yorumlar
Yorum Gönder