dışarı çıkmadan geçen bir gün daha..bu ne saadet yarabbim... uyandığımda yine gece ki rüyanın sendromuyla kalktım... son günlerde hep böyle... yazın yaklaşmasından sanırım.... bugünü assasin creed'e ayırdım.. resmen istanbul manzaralarına aşık oldum....derken müzikten arkadaş baskın yaptı.. baskın diyorum birader bilg başında ben banyo da haliyle aklıma puştluk geldi.. neyse konudan konuya geçince sallayıverdik..yanlız tahmin ettiğim gibi gece gec saate kadar kaldı... şimdi kim uğraşcak sohbet et espri yap vs vs...gecen günden kalan parayı getirmiş.. sağolsun kaç zamandır şehir dışında yaptığımız işlerden parayı alamayınca böyle adamlarda var demekten kendimi alamadım... bilgisayar ve belgesel kuşakları izleme git geliyle akşamı ettik... Amerikan idol'ün finaline denk geldim şansa... gerçekten adamlar işlerini yapıyorlar... yetenekler süper... bizimkileri düşününce komplekse girmemek elde değil..zaten her zaman dediğim gibi bu tekeller diğer ülkelerdeki konsepti ve içinde yer alanları ona göre seçiyorlar.... birinci olan elemanı (Scott Cooke "Scotty" McCreery) birkaç kez dinlemiştim..bence haketti... bide eurovision a gitcek bonomo şarkısı var...allahım tam bi rezillik... illuminati işleri... başka açıklaması yok.. neyse valideye yakalanmadan erken yatarım ümidiyle sızma moduna geçim bari... yoksa sıkılmadan hergece tekrarladığı lafları düzecek.. ne sabırlı ya... yarın gene bi iş göremicem heralde ama aklımda gene birsürü planlar var..hadi bakalım...
OSMANLI'DA YETİŞTİRİLEN GÜNAH SAYILDIĞI İÇİN AĞAÇLARI YAKILAN AVOKADO MEYVESİNİN HİKÂYESİ
Avokadonun anavatanı Meksika'dır ve tarihi MÖ. 10 bin yıllarına kadar dayanır. Timsah armudu da denen bu meyve oval şekildedir ve armuta benzer. Oldukça da besleyici bir meyvedir. Tropikal iklimde yetişen avokado bugün Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde de yetiştirilir. Peki ya çok önceden de yetişiyordu desek? Evet, yaklaşık 300 yıl önce Osmanlı'da da avokado yetiştiriliyordu. Osmanlı döneminde yaşayan 1688 doğumlu Molla Kamil Efendi, din alimi olmasına rağmen pozitif ilimlerle de ilgilenen bir beyefendi. Hatta ailesinin buna itiraz etmesine rağmen eğitim almak için Roma ve Paris'e kadar gitmiş biridir kendisi. Molla Kamil Efendi, buralarda özellikle nebatiye ve ziraat ilimlerinde eğitim almış ve İstanbul'a geri dönmüş. Ağabeyinin aracılığıyla da sarayda bostancıbaşının yanında çalışmaya başlamış. Çalışkan ve azimli Kamil Efendi'nin dikkatleri üstüne çekmesi 1720 yılında yaşanan bir olaya dayanıyor. Bu tarihte İstanbul'daki lale bahçelerinde nedeni anlaşılamaya...

Yorumlar
Yorum Gönder