fazla vukuatsız bir gün... dışarıda yağmur yağıyor ve benimde yine dışarı çıkasım yok... biraz iş güç biraz assasin en güzeli... hazır salı günüyken şu siyasette neler oluyor diye bir bakim dedim... grup konuşmaları mağlum... önce tayyip gulgulesine bakalım... yine sinirlerimi gerdi.. adama bi türlü ısınamıyorum... pişkinlik hat safhada.. kılıçdaroğlunu yalancılıkla suçluyor.. sayısız yalanlarına bizzat tanık olmuş biri olarak bari bunu söyleme diyesim geldi... kılıçdaroğlu da iyi oturttu..."28 şubat sürecinden çıktın" "erbakanı hançerledin" vs vs... devlet bahçeli yine kenarlarda..bir ağırlığı yok.. bana bunlar hep tiyatro geliyor.. büyük bir oyun parçası.. kamuoyu bunlarla meşgul olurken arka planda bir çok işler dönüyor... eminim gidiş iyi değil.. ah şöyle akp li tuzu kurulardan olsam da kafaya takmasam.. ama nerdeee....
OSMANLI'DA YETİŞTİRİLEN GÜNAH SAYILDIĞI İÇİN AĞAÇLARI YAKILAN AVOKADO MEYVESİNİN HİKÂYESİ
Avokadonun anavatanı Meksika'dır ve tarihi MÖ. 10 bin yıllarına kadar dayanır. Timsah armudu da denen bu meyve oval şekildedir ve armuta benzer. Oldukça da besleyici bir meyvedir. Tropikal iklimde yetişen avokado bugün Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde de yetiştirilir. Peki ya çok önceden de yetişiyordu desek? Evet, yaklaşık 300 yıl önce Osmanlı'da da avokado yetiştiriliyordu. Osmanlı döneminde yaşayan 1688 doğumlu Molla Kamil Efendi, din alimi olmasına rağmen pozitif ilimlerle de ilgilenen bir beyefendi. Hatta ailesinin buna itiraz etmesine rağmen eğitim almak için Roma ve Paris'e kadar gitmiş biridir kendisi. Molla Kamil Efendi, buralarda özellikle nebatiye ve ziraat ilimlerinde eğitim almış ve İstanbul'a geri dönmüş. Ağabeyinin aracılığıyla da sarayda bostancıbaşının yanında çalışmaya başlamış. Çalışkan ve azimli Kamil Efendi'nin dikkatleri üstüne çekmesi 1720 yılında yaşanan bir olaya dayanıyor. Bu tarihte İstanbul'daki lale bahçelerinde nedeni anlaşılamaya...
Yorumlar
Yorum Gönder