Türk sineması için büyük bir adım ama maalesef bu konularda pek çok kaynak taramış biri olarak gözümde canlanan tarih sahnesini pek canlandıramadı.. bi kere fatih yaşından büyük duruyor... filmin baya bir bölümünü işgal eden hasan tarihte varolduğu meçhul olduğundan mıdır nedir baya farklı bir mizansene oturtulmuş... bari bi imam nikahı yapsaydın hatuna dedirtti resmen... akşemsettin de ağızdan diş olmadan konuşan biri olarak pek cazibesi yoktu... olsa da olur olmasa da gibi.. ve en önemlisi mehter... ahh fetih marşıyla bi giriş yapsalardı bomba olurdu ama neyse eğlenceliydi uzun zamandan beri sinemaya gitmemiştim.. evde netten izlemekten ve tabi para hesabı yapmaktan ve taabbi hatunsuz çekilmez diyerekten sadece afişlere bakarak geçiştiriyorduk sinema salonları..birader saolsun ısmarladı.. komik anlarda oldu tabi... özellikle cipse 2.5 diyince dışarda yeriz diye çıkmamız sonra ceplere koyup içeri girmemiz... üst ararlarsa rezil oluruz diye yaptığımız geyikler. neyse kazasız belasız bitti..zaten herkez bizim gibiymiş film başlayınca bir poşet gürültüsü aldı yürüdü. gece rüyamda salonda görmüştüm kendimi hatta yanımızda kızlar şansa hakkaten kız oturdu ama annesiyle.. tutacak bu rüyalar yakında...
OSMANLI'DA YETİŞTİRİLEN GÜNAH SAYILDIĞI İÇİN AĞAÇLARI YAKILAN AVOKADO MEYVESİNİN HİKÂYESİ
Avokadonun anavatanı Meksika'dır ve tarihi MÖ. 10 bin yıllarına kadar dayanır. Timsah armudu da denen bu meyve oval şekildedir ve armuta benzer. Oldukça da besleyici bir meyvedir. Tropikal iklimde yetişen avokado bugün Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde de yetiştirilir. Peki ya çok önceden de yetişiyordu desek? Evet, yaklaşık 300 yıl önce Osmanlı'da da avokado yetiştiriliyordu. Osmanlı döneminde yaşayan 1688 doğumlu Molla Kamil Efendi, din alimi olmasına rağmen pozitif ilimlerle de ilgilenen bir beyefendi. Hatta ailesinin buna itiraz etmesine rağmen eğitim almak için Roma ve Paris'e kadar gitmiş biridir kendisi. Molla Kamil Efendi, buralarda özellikle nebatiye ve ziraat ilimlerinde eğitim almış ve İstanbul'a geri dönmüş. Ağabeyinin aracılığıyla da sarayda bostancıbaşının yanında çalışmaya başlamış. Çalışkan ve azimli Kamil Efendi'nin dikkatleri üstüne çekmesi 1720 yılında yaşanan bir olaya dayanıyor. Bu tarihte İstanbul'daki lale bahçelerinde nedeni anlaşılamaya...
Yorumlar
Yorum Gönder